Sessiz Gemi



Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden
YAHYA KEMAL BEYATLI

Yaşamaya Dair



Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde
hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
Nazım Hikmet RAN

Doğum Günü



Doğum günü hep ilktir.
Aşk ilk tutulandır.

Doğum günü sevgidir.
Aşık delice sevendir.

Doğum günü yaşlılık içerir.
Aşık ihtiyarlayıncada gençtir.

Doğum günü elemdir.
Aşık hep kederlidir.

Doğum günü hüzündür.
Aşık deli divanedir.

Doğum günü dönencedir.
Aşık olan pervanedir.

Doğum günü birlikteliktir.
Aşık ayrıykende birdir.

Doğum günü içtenliktir.
Aşık içten içe bitendir.

Doğum günü gelip geçer.
Aşk ebediyete değin sürer.

Afife Jale



Tv'de 2009 Afife Jale ödül törenine denk gelince Afife Jale hakkında ne biliyorum diye sordum kendi kendime. İşlemcim soruma cevap verdi hemen, sahneye çıkan ilk müslüman Türk tiyatro sanatçısıdır Afife Jale.

Çok ansiklopedik olmamakla birlikte özetle; İlk olarak Hüseyin Suat'ın "Yamalar" adlı oyununda, Emel rolü ile Kadıköy'deki Apollon Sineması'nda (sonraki Hale, şimdiki Reks) sahneye çıkmış.
O gece tiyatroya gelen zaptiyeler, yöneticilere bir uyarıda bulundularsa da sanatçı bir hafta sonra da "Tatlı Sır" oyununda yeniden sahneye çıkmış.

Sanatçı polis tarafından tutuklanmak istenince, Kınar Hanım tarafından arka bahçeye kaçırılarak polislerin elinden zor kurtarılmış. Üçüncü piyesi olan "Odalık" oynanırken polis tiyatroyu basmış Afife Jale bu kez de makine dairesinden kaçırılmış. 1921'de dahiliye nezaretinin bir buyruğu ile belediye 27 Şubat günü 204 sayılı bildiriyi Darülbedayi Yönetim Kurulu'na göndermiş. Bildiride müslüman kadınların kesinlikle sahneye çıkamayacakları yazılmış. Bu bildiri üzerine Afife Jale , tiyatronun kadrosundan çıkarılmış. Tiyatrosuz kalması Afife Jale'nin zayıf olan sinirlerini iyice alt üst etmiş. Doktoronun uyguladığı morfin tedavisi kendisinde uyuşturucu bağımlılığı yaratmış.

Ben düşüyorum, seni de çekerim diyerek eşi Selahattin Pınar'a beni terket diyebilmiş bu cesur kadın, doktorunun baş ağrılarını geçirsin diye kendisine uyguladığı morfin tedavisi sonucunda bağımlı olduğu için Bakırköy ruh ve sinir hastanesi'nde tedavi görmeye başlamış ardından bu hastanede hayata yanlız ve trajik bir şekilde veda etmiş.

Selahattin Pınar "Nereden Sevdim O Zalim Kadını" gibi birçok ölümsüz şarkısını onun için bestelemiş.

Kobi E-dönüşüm Projesi


Bilişim Sanayicileri derneği (TÜBİSAD) KOBİ'lerin teknolojiden etkin bir biçimde yararlanarak büyüme ve gelişmelerine yardımıcı olmak amacıyla "Gelecek için Bilişim" adlı projeyi hayata geçirecek.

Gelecek için Bilişim Projesi kapsamında Türkiye çapında KOBİ’lerin ağırlıkta olduğu 11 ilde (Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Denizli, Gaziantep, İstanbul Anadolu, İstanbul Avrupa, İzmir, Kayseri, Konya, Samsun) bilişim bayilerine yazılım, donanım, ağ gibi teknik konular, satış yetkinlikleri, KOBİ’lere hizmet ederken dikkat edilmesi gereken konular gibi alanlarda ücretsiz eğitimler verilecek. Proje kapsamında KOBİ'lerin işlerini büyütmek için her türlü sorularına yanıt bulabilecekleri bir de seminer dizisi gerçekleştirilecek.

Eğitim sonunda yapılan sınavlarda başarılı olan bilişim bayileri sertifika alarak önce "Bilişim Uzmanı", ardından "Bilişim danışmanı" olmaya hak kazanacaklar.

Üçüncü Şahsın Şiiri



gözlerin gözlerime değince
felaketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felaketim olurdu ağlardım

ne vakit maçka'dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgar aklımı alırdı
sessizce bir cigara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felaketim olurdu ağlardım

akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felaketim olurdu ağlardım

ATTİLA İLHAN

Moulin Rouge

Bünyeye zarar bir aşk filmi kesinlikle. Henüz açılmadığınız kimseler var ise bu filmden sonra karşılaşmamanız kesinlikle tavsiye edilir. Filin tepesinde Ewan McGregor'un söylemeye başladığı we should be lovers bende olayı bitirdi.. Nicole Kidman'ın performansı da takdire değer..

Oyuncular Nicole Kidman (Satine) , Ewan McGregor (Christian) , John Leguizamo (Toulouse-Lautrec) , Jim Broadbent (Harold Zidler) , Richard Roxburgh (Monroth Dükü) , Kylie Minogue (Yeşil Peri)

Fransız ressam Henri de Toulouse Lautrec'in afişleriyle ölümsüzleşen, kankan dansçıları ve palyaçolarıyla rengarenk ve benzersiz bir atmosfer oluşturmuş Moulin Rouge (Kırmızı Değirmen) adlı gece kulübünde yaşanan olaylar, daha önce John Huston tarafından sinemaya uyarlanmıştı. Şimdi ise, farklı ve çok daha dinamik bir perspektiften işleniyor: Romeo ve Juliet'in çağdaş bir uyarlamasına da imza atmış olan yönetmen Baz Luhrmann, Moulin Rouge'u 20. yüzyılın farklı dönemlerinden müziklerle yeniden canlandırıyor. Bu kez öykünün merkezinde ressam Leutrec değil, dansçılardan birine tutulan genç şair var. Şair ile kıskanç bir dük arasında yaşanan aşk rekabeti, müziğe de yansıyan duygusal patlamalar yaratıyor.bu kez farklı bir perspektiften sinemaya taşınıyor.

Dövüş Tekniği

Japon'un biri kahveye girip kafa tutmaya başlamış: " Var mı aranızda delikanlı? Varsa çıksın dışarı."

"Çıkıyorum ulan!" diyerek kapıya yönelen Temel, birkaç dakika sonra ağzı burnu dağılmış vaziyette kahveye dönmüş... Japon da peşinden kasılarak içeri girmiş ve Temel'i göstererek "Ona Toyokumi ustanın kihotimi tekniği ile vurdum" demiş..

Japon ertesi gün yine gelmiş.. Yine meydan okumuş... Temel yine dışarı çıkmış ve birkaç dakika sonra kahveye ağzı burnu dağılmış vaziyette girmiş ve Japon yine "Ona Toyokumi ustanın kihotimi tekniği ile vurdum" diye böbürlenmiş...

Bu bir hafta devam etmiş.. Ve sekizinci gün Japon yine kahveye gelip herkese kafa tutmuş... Japon'un restini gören yine Temel olmuş.. Birkaç dakika sonra herkes suratı dağılmış Temel beklerken, bu kez Japon her tarafı kanlar içinde kapıda belirmiş.. Temel de hemen arkasından girerek Japon'u gösterip gülümsemiş: "Ona Toyota'nın krikosuyla vurdum!"

Milyon Kere Fizik

Üniversiteye hazırlanırken fizik dersinden çektiğim kadar hiç bir dersten çekmedim. Yıldızım bir türlü barışmadı bu dersle. Denemelerde gördüğüm eksiler benim şairane ruhumu harekete geçirdi. Sonucunda Ümit Yaşar Oğuzcan'ın Milyon Kere Ayten şiirinden yola çıkarak fizik üzerine bir şiir yazdım.



MİLYON KERE FİZİK
Ben bir fiziktir tutturmuşum oh ne iyi
Fizikli içkiler içip sarhoş oluyorum ne güzel(?)
Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin,
Biraz MaLıM YaSTıK katıyorum güzelleşiyor.
Şarkılar söylüyorum
Akrostişler yazıyorum fizik üstüne..
Saatim her zaman ya bileşkeye 5 birim var
Ya da bileşkeyi 5 birim geçiyor.
Ne yana baksam gördüğüm F(ocus)
Gözümü yumsam aklımdan fizik geçiyor.
Bana sorarsan mevsimlerden momentteyiz.
Günlerden iş-güç ertesidir.
Odur beni gün gün bunaltan
Onun elektrostatiği sarmıştır sokakları
Onun eksi(-)leridir denemede gördüğüm :(
Akşam kızıllığında onun soruları...
Başka dersi övmeyin benim yanımda gücenirim
Fiziği övecekseniz ne ala, soru çözebiliriz
Bir transformatörde sizinle yaparız fizikli
İki laf ederiz.
O, sizi de bunaltır benim gibi
Ama yağma yok fiziği boşlamam
Alın tek kot pantolonumu size vereyim
Cebimde on milyonum var
Onu da alın gerekirse
Ben fizik testlerimi ellere yar etmem
Üç kere adını tekrarlarım iştahım kesilir
Açlıkta birşey mi?
Ölüm bile korkutamaz beni
Fizik kadar!
Onun çözülemediği denemeler yansın,
Onsuz hareket hesaplanamasın,
Onu seveni bende seveyim(!)
Kapansın soruları görmeyen gözler,
Onu çözemeyen eller titresin.
İki kere iki elde var çukur ayna
Mazlum feri der ki:Bundan böyle bu dünyada,
Fiziğin adı, kim olursan ol, gel olsun :)


Dünya Kitap Günü Tüm Kitap Severlere Kutlu Olsun



23 Nisan ile kitap günü arasındaki ilk bağlantıyı aynı gün ölen Miguel de Cervates nedeniyle İspanya'nın Katalonya bölgesindeki kitapçılar kurar. Bölgede ortaçağdan beri süren bir gelenek olarak aynı gün erkekler sevgililerine bir adet gül vermekteydiler. 23 Nisan 1923'ten itibaren ise kadınlar karşılık olarak erkeklere kitap vermeye başlarlar. Hatta artık karşılıklı olarak kitap hediye etmek gülün yerini almaya başlamıştır. Katalonya'daki kitap satışlarının neredeyse yarısı bu dönemde gerçekleşir.

Unesco 1995 yılında Katalonya'daki festivalden yola çıkarak,aynı zamanda 23 Nisan'ın William Sheakspear'in ölüm ve doğum yıldönümleri, Inca Garcilaso de la Vega ve Josep Pla'nın ölüm; Maurice Druon, Vladimir Nabokov, Manuel Meija Vallejo ve Halldor Laxness'in doğum yıldönümleri olması sebebiyle bu günü Dünya Kitap ve Telif Hakları günü olarak kutlama kararı alır.

Her yıl 23 Nisan'da Barselona'da iki günlük bir okuma maratonu ile Cervantes'in Don Kişot'u okunur.

İngiltere'de 1998 yılında başlayan kutlamalarda milyonlarca öğrenciye bütün kitapçılarda geçerli olan 1 pound'luk jetonlar dağıtılmaya başlandı. 2000 yılından itibaren ise her yıl 4 adet 1'er pound'luk kitap basımı gerçekleştirildi. 2007 yılında, 10. yıl şerefine basılan kitap sayısı 10 adet oldu.

Ülkemizdeki kitap okuma oranlarına bakılırsa okuma konusunda çoğu Afrika ülkelerinin gerisinde kalmış gözüküyoruz. Oranlar içler acısı. Örneğin;

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Kurucu Genel Başkanı 'na göre: ülkemizde 10 bin kişiden 3 kişi yılda 10 ve üzerinde kitap okuyorsa kitap kurdu sayılıyor.

1 yılda kişi başına düşen okuma sayısı: Türkiye"de 6 kişiye yılda 1 bir kitap düşüyor. Türkiye"de okuma alışkanlığına sahip olan kişi sayısı ortalama 40 bin kişi.

Sayısal verilerle daha fazla kafa karıştırmaya gerek yok sonuç ortada. Dünya kitap gününün ülkemizde de yaygın bir şekilde kutlanması dileğiyle..